|
Tokatli Aşıkların Genel Tarihi |
| | Türk Edebiyatının geçmişten günümüze devam eden en orijinal geleneklerinden birisi de âşıklık geleneğidir. Ozanlarımız halkımızın gönlünde asırlardır yer etmiş bugün bile sazlarının teli nağmelendiğinde, dilleri ballandığında yüreklerimiz coşkuyla kabarmaktadır.
İslamiyet ten önceki sözlü şiirin geleneksel yüzü, aşıklık geleneğinde hiç bozulmamış, ozanın adı Aşık Kopuzun adı olmuştur. Zaman içinde ozan şiirini sazla söyleyen, âşık şiirde saz kullanmayan şair olarak da ifade edilmiştir.
Edebiyatımızın gürül gürül akıp giden bu asude geleneği Anadolu’da Erzurum, İstanbul, Sivas, Kars, Konya, Çorum, Kırşehir ve Tokat gibi bölgelerde halk edebiyatı geleneği usta çırak münasebetiyle günümüze kadar devam etmiştir.
Evliya Çelebinin Âlimler ve Şairler diyarı olarak tarif ettiği Tokatımızda âşıklık geleneğinin ne zaman başladığı konusunda kesin bir bilgi vermek mümkün değildir. Son elli yıldır halk şairleri arasında yapılan yarışmalarda Tokattan yetişen şairlerin önemli başarılar elde etmesi, âşıklık geleneğinin ne kadar geliştiğinin önemli bir göstergesidir. Aşık Püryanı, Aşık Kul Sema-i Baba, Aşık Selmani, Aşık İmam oğlu hala yaşayan önemli şairlerimizden birkaçıdır. Yine Talibin çıraklarından Fedai, İstanbul’da aşıklar kıraathanesinden biri olan Kumkapı Sazlık kahveye uğradığında aşıklardan biri, ünlü Zileli Talibiyi sorması üzerine;
Dediler mevlidin olur nereden Dedim ki aslımız olur Zileden Dediler Talibi n oldu oradan Dedim bir Fatiha Aziz İstanbul
şeklindeki deyişi Tokat ve çevresinden ne kadar güçlü halk şairlerinin yetiştiğinin önemli bir işaretidir.
Tokatlı en eski halk şairini Kul Himmet olduğu konusunda önemli bir görüş birliği vardır. 16. asırda yaşayan Kul Himmet önemli bir eğitim görmüş, Pir Sultan Abdalın dervişlerinden biridir.
Kul Himmet, Almus ilçemize bağlı, eski adı Varzıl olan, Görümlü köyünde bir türbede meftundur. Türbe, köyün tam ortasındadır. Kerpiçle örülmüş, üstü kiremitle kaplanmıştır. Adına her yıl Ağustos ayında şenlikler yapılmaktadır.
Dili sade olmakla beraber, tasavvuf ve tarikat terimlerini iyi kullanmaktadır. Halk ve tekke kültürü ile yetişen şairin;
Seyran edip bu âlemi gezerken Uğradım, gördüm bir bölük canları Cümlesinin erkânı bir, yolu bir Mevla’m bir nurdan yaratmış onları gibi deyişleri şiirinin zirvesini göstermektedir.
Kul Himmetten günümüze kadar Tokatta yetişen halk şairleri arasında: Talibi (1745–1813) Fedai, Arifi, Ceyhuni, Iskini, Mevci, Remzani, Raşit, Zefil Necmi, Aşık Sıtkı, Zileli Fikri, (1854–1914), Dabak Hürrem(1850–1915), Aşık Sadık, Fevzi, Sofoğlu, Aşık İsmail, Kul Yusuf, Gulam Haydar Katibi, Nurettin Seyfi, Aşık, Kamili, Zikriye, Kemferi, Büryan Ana, Tokatlı Nuri (1826–1885), Niksar Bedri (1845–1897), Tokatlı Gedai Ali(19. yy), Semai, Eşrefoğlu, Erzurumlu Emrah (Erzurum’da doğmuş, ömrünün büyük bir kısmını Niksar’da geçirmiş ve Niksar’da vefat etmiştir. Adına 1990lı yıllarda Türbe yapılmıştır.)
Bu aşıklar arasında (1745-113) yılları arasında yaşayan Talibinin ünü bir hayli yaygındır. Yer ile Gök destanı, Beğenmez Destanı, Yaş Destanı, yaşadığı Zile yöresinde hala meşhur olan şairin mezar taşında;
Ben garibim başım garip, Sılada eşim garip Ölsem mezara girsem Mezarda başım garip
dörtlüğü yazılıdır. Tokat'ın edebiyat tarihinde en çok bilinen halk şairlerinden biri hiç şüphesiz Âşık Nuri’dir. 1820–1883 yılları arasında yaşamış olan Nuri, Emrah'ın çırağı olduğunu hiç unutmamıştır.
Enel hak sırrını diyecek kimdir Kanaat lokması yiyecek kimdir Erenler hırkasını giyecek kimdir Nuri vardır Emrah çıraklarından gibi dörtlüklerle ustasını anmaktan geri kalmamıştır.
18. Asırdan itibaren Tokat'ın Osmanlı Devleti içindeki önemli kültür merkezlerinden biri olması, ilimizin dört tarafının bir Kültür Harmanına dönüşmesine neden olmuştur. Öyle ki, Tokat'ı kültür bakımından tarif etmek gerekirse Reşadiye türkü, Zile aşık, Artova halay oymağı diye ifade edilmiştir. Birkaç örnek vermek gerekirse;
Ela gözlerine kullar olduğum Cevr ile cefayı hayli ettin bana Hint ile Yemene attın taşımı Gurbet ellerde böyle ettin bana
Bakmamışsın yaradanın işine Değirmenler döne gözüm yaşına Mecnun gibi verdim Pikar başına Beni Mecnun seni Leyla ettin bana
Kul Himmet üstadım kanım içtiler Vah neyimize kastımıza düştüler Kimi inandı, kimi inanmadı şaştılar Aduvlar deli oldu huylattın bana
diyen Kurusekülü Aşık Selmani 1934 yılında Almus ilçesine bağlı Kurusekü köyünde doğmuş, halk edebiyatımızda cinas, taşlama, dudak değmez, koşma, vb. türleri çok iyi uygulayan sekizli ve on birli hece veznini fazla kullanan Türk-İslam Büyüklerini öven ve halk kültürünü çok iyi kavramış bir ozanımızdır.
Ayrıca, halen ilimizde yaşayan genç aşık İmam oğlundan bir divan şiiri:
Başın duman duman kar ile dolsa Yalvarsan Hüdaya karı kaldırır Hüdaya kul arası sır bulunur Yalvarsan Hüdaya sırrı kaldırır
Her an için Hak yolunda gidenin Yalvarıp Ona dua edenin Ehlibeyt ile Piri bilenin Yalvarsan Hüdaya darı kaldırır
İmamoğlu sana kimler bakacak Çalıştıysan ol muhannet bakacak Cehennem şiddeti nasıl olacak Yalvarsan Hüdaya narı kaldırır
Aşıkların Diliyle Tokatın Anıt Şiiri
Tokat vilayetinin vasfını veren Dinleyin nasıldır hali Tokatın Etrafı lale sümbül bürüdü Burcu burcu kokar gülü Tokatın
Açıldı gülleri yeniden yeni Nasıl methedeyim vilayet seni Elli iki minare altmış dört cami Böyledir insan kulu Tokatın
Tokatın er gelir baharı yazı Erden erişiyoruz dutu kirazı Çift kanalla sulanıyor arazi Akıyor ırmağı seli Tokatın
Gıjgıj dağı Topçama bakıyor Ortasından Yeşilırmak akıyor Okullarda öğrenciler okuyor Her yere uzalı kolu Tokatın
Aşığın gözüne gelir mi uyku Kalbimize ilham Allah'tan korku Cenneti okşuyor Gümenek Parkı Ağacı elması dalı Tokatın
Gezdim ovasını gördüm yüzünü Aşıklar sağlam söyler sözünü Reklamda meşhur Kazovanın üzümü Ilgıt ılgıt eser yeli Tokatın
Birinci kazası Ziledir Zile Orda yaşayanlar çeker mi çile Gelin kardeşlerim vererek el ele Her yerde söylensin ünü Tokatın
İkinci kazası Turhal’dır Turhal Çalışıyor şeker fabrikası var Haddinden ziyade ticaretle kar Şekerden tatlıdır dili Tokatın
Yüksektir aşılmaz yaylacık dağı Orman ile dolu hem solu sağı Üçüncü kazası gördük Erbaa’yı Yayılır davarı malı Tokatın
Bugün dostlarla girdik pazara Çalışan kul hiç kalır mı avara Dördüncü kazası vardık Niksar’a Yükselir şerefi şanı Tokatın
Kuluna yardımcı kadir Mevlası Aşıkların kabul olur duası Hazine misali Niksar ovası Gayet çok gelirli yeri Tokatın
Mevla izin verdi bunu de diye Bu şiiri dinleyene hediye Beşinci kazası bir Reşadiye Süzülmüş petekten balı Tokatın
Bülbül gül dalına yapıyor yuva Orayı gezen bilir gayet düz ova Altıncı kazası dedik Artova Danesi buğdayı dolu Tokatın
Tokatın şiirini yazdırdım burda Mevla sevdiğini bırakmaz darda Birde varak dedik Yeşilyurt’a Karışmış yeşili alı Tokatın
Tokatın vasfını anlattım size Söyledikçe neşe veriyor bize Sekizinci kaza vardık Almus’a Doludur barajı gölü Tokatın
Aşık söyledikçe saliha yazar Akıla fikire uğramaz nazar Dokuzuncu kaza görünür Pazar Ne olduğu onla belli Tokatın
Gezdim Adana'yı gördüm Mersini Pir önünde okumuşum dersimi Tokat'a açtılar halı kursunu Avrupa da meşhur halı Tokatın
Dinletir mi bu Püryani aşığı Yeni methetmenin geldi keşiği Yedi vilayete verdim ışığı Aydınlık geçiyor günü Tokatın
Kaynak; orgenal.com |
|