| Reşadiye, Anadolu’nun orta kesiminde Kızılırmak yayı içinde kalan Kapadokya arazisi içerisinde yer alan Tokat ilimizin bir ilçesidir. Kelkit Irmağının kenarında, E 80 karayolu üzerinde şirin bir ilçedir
REŞADİYE. Eski Kapadokya arazisi elden ele geçmiş, değişik milletler bu arazide medeniyetler kurmuşlardır. Sırasıyla İraniler, Büyük İskender, Pontus’lar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Danişmendliler, Kadı Burhanettin, Akkoyunlular bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Sonraları da bu arazi Osmanlı İmparatorluğunun hâkimiyetine geçmiştir. Reşadiye’nin eski ismi olarak bilinen İskefsirin tarihi 15. yy a kadar gitmektedir. Bu bölgeden geçerek Erzurum’a giden yine aynı güzergâhtan İstanbul’a dönen meşhur Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu bölgeden bahsetmektedir. O yüzyıllarda Doğu ile Batı arasında kara ulaşımının yapıldığı Şark Yolu diye adlandırılan yolun Reşadiye’den geçtiği Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtilmektedir. Bu yol üzerinde eskiden kalma büyük mezarlıklar halen mevcuttur.
Reşadiye’nin coğrafi özellikler bakımından çam ormanlarıyla kaplı olması, güzel ve şirin bir yer olması, kışın sert geçen iklim koşullarından fazla etkilenmemesi, köylerin konumuna göre merkezi bir yerde olması, sağlığa yararlı kaplıcalarının bulunması, Kelkit vadisi üzerindeki Şark Yolunun buradan geçmesi ilçe merkezi olarak seçilmesini etkileyen nedenlerdir.
1939 yılında 26 Aralıkı 27 Aralıka bağlayan gece sabaha karşı tarihte Erzincan Depremi olarak da bilinen deprem Reşadiye ve köylerinde etkili olmuş ve bu depremde Reşadiye’de ayakta tek bir bina kalmamıştır. Bu haliyle ilçe merkezi ve köyleri uzun bir süre kendi kaderine terk edilmiştir. Köylerle birlikte toplam 2100 kişinin öldüğü resmi kayıtlarda mevcuttur. Zamanın Tokat valisi İzzeddin Çağpar, İlçe Kaymakamı Necati Gökmoğol ve oluşturulan kurulun uzun tartışmaları sonucu yeni Reşadiyenin yerleşim yeri eski yerleşim yerinin kuzeyine dağ eteğine kaydırılmıştır.
Uzun yıllar deprem yarasını sarmaya çalışan Reşadiye’de 1966 yılından sonra zamanın idarecilerinin yoğun çalışmaları ve Reşadiye halkının da katkılarıyla yeni bir atılım ve yapılanma ortaya çıkmış, önce maddi sorunlar aşılıp, günün şartları içinde son derece önemli yatırımlar gerçekleşmiştir. 1970li yıllarda tüm Türkiye de olduğu gibi Reşadiye de yurt dışına çok sayıda işçi göndermiştir. Bu işçiler kazançlarını ilçelerine aktarmışlar böylece ilçe merkezi hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir.
Bugüne kadar Reşadiye de Romalılara, Bizanslılara ve Türklere ait çeşitli seramik eşyalar, sikke, yayla ve köylere yayılmış tarihi mezarlar bulunmuştur. Köylerde yer yer bozulmuş kale kalıntılarına rastlanır. Tamamı yıkılmıştır, Çoğunun temel harabeleri kalmıştır. Göllüköy, Çamlıkaya, Saraydüzü, Kalecik, Mengen Kalesi, Kaledüzü, Kızılcaören, Turaç Köyü Yaylasında Bizans dönemine ait olan ve sonraları Müslümanların da defnedildiği tarihi bir mezar alanı vardır.
COĞRAFİ KONUMU: Reşadiye, orta Karadeniz Bölgesinde yer alır. Doğusunda Koyulhisar ve Mesudiye, Batısında Niksar ve Başçiftlik, Kuzeyinde Aybastı ve Gölköy, Güneyinde Almus ve Doğanşar ilçeleri bulunmaktadır. Coğrafi olarak 400, 31' kuzey enlemleri ile 370 06' doğu boylamları arasında bulunmaktadır.
Kelkit Irmağı kıyısında kurulmuş bulunan Reşadiye'nin en yüksek tepesi 2.183m ile Erdem Baba Tepesidir. bunu, Küçük Erdem tepesi ( 2.113m), Kabaktepe (2.037m.), Çal Tepesi (2022 m.), Mektep Tepesi , Tömbük tepesi ve Lalelik Tepesi izler. Bu yüksekliklerin tümü Günüş Dağı'nda bulunmaktadır.
İlçenin arazi yapısının dağlık olması nedeniyle geniş ovası bulunmamaktadır. Ancak Ovacık, Meydanlar, Yazı, düzlükleri ekim ve dikime müsaittir.
Reşadiye ilçesi yaylalar yönünden oldukça zengindir. 44 yaylanın içerisinde en çok bilinen yaylası selemen yaylasıdır. İlçe'de kenarında kurulduğu Kekkit Çayı dışında Tozanlı Çayı, Delice Çayı, Tombalak, Köy ve Reşit dereleri mevcuttur.
Ayrıca doğal güzellikler bakımından zengin olan Zınav, Göllüköy, Gödölöş, Kurt, Gındıralı, Mehmet bey ve Sülük gölü de Reşadiye'nin coğrafi zenginlikleridir.
İKLİM YAPISI: İklim bakımından İç Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinin geçiş noktasında bulunan Reşadiye'de yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve sert geçmektedir. İlçe Merkezinin kış aylarında fazla kar tutmamasına karşın yüksek rakımdan oluşan ilçe genelinde kış şiddetli geçmektedir.
İDARİ YAPISI: 1906 yılında ilçe olması ile birlikte hizmet vermeye başlayan Reşadiye Kaymakamlığı binası 1939 büyük depremi ile birlikte yıkılmıştır. 1948 yılında yeniden iki katlı olarak yapılmış, 1994 yılında üçüncü kat ilave edilmiştir.
Kaymakamlığa bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca köyden kente göçü önlemek amacıyla arıclık projesi, süt sığırcılığı ve çeşitli tarım ürünlerinin geliştirilmesi amacıyla ilçemize bağlı köylerdeki vatandaşlarımızı teşvik edici kredili işler yaptırılmakta olup, bunun yanında köylerimize ve Reşadiye halkına hizmet götürmek amacıyla kurulmuş Köylere Hizmet Götürme Birliği mevcuttur.
2000 Yılı Nüfus Sayımına göre İlçenin toplam nüfusu 20.295 kişidir. Bunun 14.994 kişisi ise köy ve kasabalarda oturmaktadır.
EKONOMİK YAPISI: Muhteşem doğası, gölleri, orman içi mesire yerleri, kaynak suları, mağaraları, şelaleleri, yaylaları ve kaplıca suyu ile Reşadiye turizm açısından da önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Reşadiye coğrafi yapı olarak tarıma elverişli olmayan engebeli bir yapıya sahiptir. Bununla birlikte sıcak su kaynağımız ilçemiz için büyük bir avantaj sağlamaktadır. 48 C ısı ile ve 30 lt/sn debisi ile günde 7400 kişinin banyo gereksinimini karşılayabilecek kapasitedeki suyumuzun her litresi 4 gr. düzeyinde mineral ihtiva etmekte olup İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi laboratuarlarından Reşadiye Kaplıcaları için verilen analiz sonuçları şöyledir.
SOSYAL YAPISI: Reşadiye İlçesi Kelkit Vadisi üzerinde dar bir alana kurulmuştur. 1939 depreminden sonra binalar ahşap olarak yapılmış, daha sonraki yıllarda ise betonarme karkas evler yapılmaya başlanmıştır.
Reşadiye halkı genelde örf ve adetlerini yaşatan, gelenek ve göreneklerine bağlı, birbirini seven sayan ve devlete sadakatı sonsuz olan bir halktır. İlçemiz halkının en önemli özelliği yardımlaşma, acıları ve sevinci paylaşma ve misafirperverliğidir.
İlçe merkezi ve köylerinde sosyal yaşam genellikle sadedir. Sosyal bir olgu olan düğünler törelere uygun olarak yapılmaktadır. Bayramlar, düğünler, Mevlitler, cenazeler ve ortaklaşa yapılan imeceler halkı birbirine kaynaştırmaktadır. Halk genelde tatil günlerinde dinlenmek amacıyla mesire yerleri olan Zinav Gölüne, Kuz bağı köyü yakınlarında Katı yaylaya, Çitlice ye, Cimitekke köyüne ait Cinban Yaylasına gitmektedirler..
Kaynak : tokat.gov.tr Yöre Türkülerimiz |